Baba ve Piç –  İstanbul’da bir piç, sallanan bir diş gibi her an düşmeye hazırdı.
12 Mayıs 2012 – 15:51 | Yorum Yok

Geçmiş, tüm acıları kederleriyle gelmeli mi peşimizden? Unutup sil baştan başlayabilmeli mi yoksa bir yerinden?
Kitabın kapağındaki yarılmış nar ve romanın ismi zihnimde ilginç metaforlar oluşturdu ilk gördüğümde. Okumam gerektiğini o anda farketmiştim tam olarak ki …

Devamını Oku »
Aşk

Aşk, romantizm ve duygusal kitap yorumları.

Fantastik

Bilimkurgu ve fantastik kitap yorumları.

Felsefe

Düşünce ve felsefe kategorilerinde yayınlanmış kitap yorumları.

Macera

Macera, Polisiye, Gerilim ve Korku kategorisindeki romanlar hakkında yayınlanmış yorumlar.

Yeraltı Edebiyatı

Yeraltı Edebiyatı kategorisinde yayınlanmış kitap yorumları.

Ana Sayfa » Aşk, Dram, Macera, Öne Çıkanlar, Yeraltı Edebiyatı

Hakan Günday – Az

Yazan Tarih 18 Eylül 2011 – 15:505 Yorumlar


Diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın. Belki de çok az… O zaman şöyle demeliyim: Seni az tanıyorum… Az… Sen de fark ettin mi; Az, dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf. AZ HAKAN GUNDAY1 209x300 Hakan Günday   Az Yeraltı Edebiyatı hakan günday az Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış on binlerce kelime ve yüz binlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. Senin ve benim gibi…

 

Bu yüzden belki de, az çoktan fazladır. Belki de az, hayat ve ölüm kadardır! Belki de, seni az tanıyorum, demek, seni kendimden çok biliyorum, demektir. Belki de az, her şey demektir. Ve belki de benim sana söyleyebileceğim tek şeydir…”

 

“Böceği göremiyordu artık. Oysa o hâlâ oradaydı. İnsanın göremediğihakangunday2 200x300 Hakan Günday   Az Yeraltı Edebiyatı hakan günday az şeyler yok olmazdı ki!”

“Gerçek hayattaki  şiddetin önünde ya da arkasında rica, özür gibi kelimeler oluyordu. Dolayısıyla, insanın, hayatla olan, çoğu acıya, azı zevke dayalı ilişkisini kabullenip oyunu kuralına göre oynaması kesinlikle bir hastalık değildi.”

“Kim kalbinden vazgeçecek kadar kendini bir şeye adayabilir ki?”

“Herkesin öyle bir hikayesi yok muydu? Başlayıp da bitiremediği. Çünkü kimsenin dinlemediği… İçine atmak diye bir şey varken, anlatmaya ne gerek vardı?”

“Nereden bilebilirdi insanoğlu? Varlığının sonuçlarını. Hepsinin de yanıtı aynıydı: Hiçbir yerden. Belki de bu sayede hayat devam ediyordu. Kimse, neye neden olduğunu önceden bilemediği için.”

“Her paragrafın sonunda, bir “her neyse” var. Oysa her neyse değil! Oysa o her neyse’lerin devamında, şu anda yazamadığım binlerce hikaye var.”

az 300x172 Hakan Günday   Az Yeraltı Edebiyatı hakan günday az On bir yaşında köyünden alınıp Londra’ya getirilmiş ve beş yıl boyunca bir sadistin karısı olmaya mecbur bırakılmış masum Derdâ ile mezarlık çocuğu Derda’nın hikayesi. Şiddetin, aşkın,  sado-mazoşizmin,  tarikat şeyhlerinin, biraz da İstanbul’un hikayesi..  Derdâ ile Derda’yı bir araya getiren Oğuz Atay’ın hikayesi..  Aslında bu her şeyin hikayesi.  Hakan Günday yine yapmış yapacağını. Seni alıp ordan oraya savuruyor. Hani Orhan Veli bir şiirinde diyor ya; “Şu kavga bir bitse dersin, acıkmasın dersin, yorulmasın dersin, çişim gelmese dersin, uykum gelmese dersin.”  Sonuna da ekleyiveriyor; “Ölsem desene!”  Ölsem demiyorum da Hakan Günday’ın kitaplarını okurken; uykum gelmesin ne bileyim acıkmayayım, gözlerim yorulmasın, kapatayım kendimi bir odaya kimse rahatsız etmesin istiyorum. Soluksuz okuyayım.. Bir Hakan Günday’ı daha devirdim.  Öfkelenerek, nefret duyarak, midem bulanarak,  içim acıyarak, zaman zaman da duygulanarak, ordan oraya savrulup, sürüklenerek, beynimi  darmaduman ederek..

Derdâ’nın ne kadarı on bir yaşındaydı? Bacakları mı, tırnakları mı, yanaklarının kemirilmiş içleri mi? Neresi çocuktu? Örgülerinden buhar gibi sıyrılmış saç telleri mi, kabukları bir türlü bağlanmayan topukları mı?

Adı “Az”, kendisi çok kitap. Hiç “Az” kelimesi beynimde bu kadar büyüyüp, anlamlanmamıştı.

Okuyun bu kitabı; az, az..

Kitabın Adı: Az

Yazar: Hakan Günday

Yayınevi: Doğan Kitap

Yazı Sahibi Hakkında

24 Eylül 1989. Sonbahar ve ilk bahar aşığı, kahve sever, kitap oburu.. Aşık olduğum kitapları, filmleri okumamış, görmemiş insanları çok kıskanırım. O hayranlığı, kendini kaybedip kaybedip tekrar bulmak tadını henüz tatmamışlardır ve herşeyin en güzel yeri başıdır. “Tadına bakılacak kitaplar vardır, bir lokmada yutulacak kitaplar vardır, bir de pek az da olsa iyice çiğnenip sindirilecek kitaplar.” demiş Francis Bacon. Katılmamak elde değil.

5 Yorumlar »

Yorum Bırak!

Yorumunuzu Aşağıya Ekleyin veya Önceki Sitenin Kendi Adresinden.
Ayrıca Bu Yorumlara Abone Ol RSS Aracılığıyla.

Terbiyeli Ol!Spam Yapma.

Bu etiketleri kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Yorumlarınız için teşekkür ederiz
NOT: seviyeli yorumlar lütfen! Gravatar.